Oruç Tutmama Ruhsatı Alanlar

İslami İrşad - Oruç tutmama ruhsatı kimlere verilir?

Ebu Şuce' oruç tutmama ruhsatına sahip olan kişiler hakkında açıklama yapmaya devam etti. O şöyle dedi,

"Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlı kişi oruç tutmayabilir. Oruç tutmadığı her gün için bir miskini doyurması gerekir. Hamile ve emzikli kadınlara gelince, eğer her ikisi de kendileri için korkarlarsa, oruç tutmayabilirler ve her ikisinin de kaza etmeleri gerekir. Çocukları için korkarlarsa, her ikisi de oruç tutmayabilir, ancak oruç tutmadıkları bir gün için bir müd yiyecek vermek suretiyle oruçlarını kaza etmeleri ve keffaret vermeleri gerekir. Bir müd, bir Irak rıtlının üçte dördüdür. Hasta ve uzun yolculuğa çıkan yolcu ise oruç tutmayabilir ve daha sonra kaza edebilir."

Ebu Şuce'nin zikrettiği üç kişi oruç tutmaktan mazurdur:

{getToc} $title={İçindekiler} $count={Boolean} $expanded={Boolean}

Birincisi: Yaşlı ve ihtiyar olanlar

Oruç Tutmama Ruhsatı Alanlar
Oruç Tutmama Ruhsatı Alanlar

Bu sadece oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar için değil, aynı zamanda hasta olan ve hastalığından kurtulamayanlar için de geçerlidir.

Bunun delili Allah Teala'nın sözleridir,

وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ

"Oruç tutmaya güç yetiremeyenlerin, bir yoksulu doyuracak kadar fidye vermeleri (farzdır)." (Bakara Suresi, 184)

Ayrıca aşağıdaki anlatım da bunu desteklemektedir,

Atâ radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, İbn Abbas radıyallahu anhüma'yı şöyle derken işitmiştir: 

"Oruç tutmaya güç yetiremeyenlerin bir yoksulu doyuracak kadar fidye vermeleri üzerlerine farzdır." 

İbn Abbas radıyallahu anhuma şöyle dedi: "Bu ayet neshedilmemiştir. Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlı erkekler ve yaşlı kadınlar için geçerlidir. Onlar oruç tutmadıkları her gün için bir yoksulu doyuracak kadar fidye verirler." (Buhari, 4505)

İkincisi: Hamile ve emziren kadınlar

Kifaye el-Ahyar'da şöyle denilmektedir: 

Hamile ve emziren kadınlar kendileri için korkarlarsa, örneğin sütleri için korkarlarsa, o zaman oruç tutmamaları caizdir ve tıpkı hastalar gibi oruçlarını kaza etmeleri gerekir. 

Kadı Hüseyin'in de dediği gibi, bunun çocuğa zarar verip vermeyeceği önemli değildir. Bu durumda hasta için olduğu gibi fidye yoktur.

Ancak hamile kadınların düşük yapma korkusu ve emzikli kadınların sütlerinin kesilmesi gibi çocukları için korktukları durumlarda oruç tutmamaları caizdir ve en sahih görüşe göre oruçlarını kaza etmeleri ve fidye vermeleri gerekir. 

Bu, Muhammed el-Hısni'nin Kifaye el-Ahyar adlı eserinden kısa bir alıntıdır.

Onların oruç tutmaktan mazur olduklarına delâlet eden delil ise Enes b. Malik radıyallahu anh'ın Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den rivâyet ettiği şu hadistir

"Şüphesiz Allah, yolcuların oruç tutmamalarına ruhsat verir, namazların yarısında (dört rekâttan iki rekâta kadar) ruhsat verir, hamile ve emzikli kadınların oruç tutmamalarına ruhsat verir." (Ahmed, 5:29; İbn Mace, 1667; Tirmizi, 715; Nesai, 2277. Şeyh Şuayb el-Arnaut bu hadisin başka kaynaklardan hasen olduğunu söylemiştir)

Fidyenin vacip olduğunu gösteren delil,

İbn Abbas -Allah ona rahmet etsin- şu ayet hakkında şöyle demiştir: 

"Oruç tutmaya güç yetiremeyenlere (oruç tutmadıkları takdirde) bir yoksulu doyuracak kadar fidye vermek farz kılındı." 

Bu, oruç tutmaya güç yetiremeyen yaşlı erkek ve kadınlar için bir ruhsattır. 

Hamile ve emzikli kadınlara gelince, eğer (Ebu Davud'un dediği gibi) çocuklarından korkarlarsa, oruç tutmayabilirler ve tutmadıkları her gün için bir yoksulu doyurabilirler. (Ebu Davud, 2318. Şeyh Şuayb el-Arnaut bu hadisin senedinin sahih olduğunu söylemiştir)

Hamile ve emziren kadınların ayete göre oruçlarını kaza etmeleri gerekmektedir,

وَمَنْ كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ أَيَّامٍ أُخَرَ

"Kim hasta veya yolcu olur (da orucunu bozarsa), artık diğer günlerde tutamadığı günler sayısınca (oruç tutar)." (Bakara Suresi, 185)

Üçüncüsü: Hastalar ve yolcular

Oruç tutmaktan mazur olan hasta, oruç tutmayı zorlaştıran ciddi bir hastalığı olan kişidir. 

Nitekim Kifaye-i Ahyar'da zikredildiği üzere, oruç tutmanın kişinin helakine yol açması durumunda oruç tutmamak vacip olur.

Şâfiî mezhebinin görüşüne göre oruç tutmakta mazur olan yolcuya gelince, bu kişi uzun bir yolculuk yapmaktadır ve yolculuğu mubahtır. 

Ancak bu yolculuk günah bir yolculuk ise, o zaman namazları kaza etmek veya oruç tutmamak için bir ruhsat yoktur.

Bunun delili Allah Teâlâ'nın şu buyruğudur

فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَنْ كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ أَيَّامٍ أُخَرَ

"Kim hasta veya yolcu olur da (orucunu bozarsa), artık diğer günlerde tutamadığı günler sayısınca oruç tutar." (Bakara Suresi, 185) 

Bu ayette bahsedilen kişiler, iyileşme umudu olan hastalar ve mübah yolculuklarda bulunanlardır. 

Bu ayet, Ramazan ayında hasta olup da oruç tutamayan veya yolculukta olan kimsenin dilerse oruç tutmayabileceği anlamına gelir. 

Sonra Ramazan'dan sonra mazereti olmayan başka bir gün oruç tutar. Oruç tutmadığı günler sayısınca oruç tutar.

Daha yeni Daha eski